“Sartre’ın İstanbul’a geldiği günlerden biriydi. Haki yeşil paltoma sarılmışım babanne. Karaköy’den aşağı, dişlerime kilitlediğim pipomu inceden tüttürerek yürüyorum. Yağmur ha yağdı ha yağacak. Koltuğumun altında bütün heybetiyle duran Özgürlük Yolları. Öyle işte, duruverdim bakkal amcanın tezgâhının dibinde. Önce başımdaki fötr şapkayı düzelttim, ardından pipomu parmaklarımın arasına aldım. Gazetenin köşesinde küçücük bir yazı… Yani şimdi, tam da bu saatte, özlemişken yürümeyi ben, ah ben, Sar ...