Şehrin bir ucundan çıktı yola. O kadar mağrur, o kadar mutmain... Kavaklar gördü sahici fakat o kavakların o geçerken ki duruşlarına alışmış değildi. O geçerken meltem yüzünü okşuyor, yazmasının albenisine kapılıyordu. Etrafta derin bir melâl. Hoştu. Severdi. Geçtiği yerlerden hüzün seçerdi.
(...) Görenler olmuştu onu bir yerlerde, coşkuluymuş, sevinçliymiş, gülmezmiş. Lakin gülümsermiş. Denizler kadar susarmış. Yolun bir kısmında susamış. Nehirden su içmiş.
Boncuktan Yapma Çiçek ...