"Ben artık fazlasını dinleyemedim. Merdivenden inmeyi bile düşünmeden, damdan atlayıp, şose yola düştüm, koştum koştum. Dizlerim beni taşıyamayacak hale gelince, kendimi bir toprak yığıntısının üzerine attım. Önce iç çekerek, hafif hafif, sonra haykıra haykıra ağladım. Tepemdeki Dolunay, etrafı gündüz gibi aydınlatıyordu. İçinde bulunduğum ruh hali tam ağıtlık, tam bir yastı. Dağlara, vadilere doğru seslendim; sen sadece kendini alıp götürmedin. Bizim umutlarımızı, hayallerimizi de götürdün. Ekm ...