“İlk düşen damla, kuru toprağı eşip tozunu kaldırıyor, bir başka damla, havalanan tozun dansını bozup onu yere yapıştırıyordu. Bu damlalar, tozlarla birleşip küçük akıntılar hâlinde kısa bir yol aldıktan sonra çatlaklara doluyordu. Ağaçlarda sararan ve sapları güçsüzleşen yapraklar, ıslaklığın verdiği ağırlıkla yere düşüyordu. Dağların arasındaki geniş vadiye kurulmuş Kayıp Şehir’de yağan yağmur, Altay Dağlarının zirvelerinde mevsimin ilk karı olarak kendini gösteriyordu.
Binaları, ...