Ormanın kuytu bir köşesinde, dalların ve çalıların örttüğü, daracık bir yerde dünyaya geldi. Burası, ancak annesine ve kendisine yetecek büyüklükteydi.Buğulu gözlerle etrafına bakındı. Henüz çevresindekileri net göremiyordu. Biraz zorlanarak da olsa önce iki, sonra dört bacağının üzerinde dikildi. İncecik bacakları, tir tir titriyordu. Heyecanlandı; düşeceğini sandı. Fakat düşmedi; ayakta durmayı başardı.
Az ilerideki ağaca tünemiş olan saksağan:
Ne güzel bir yavru, diye bağırdı. Ne k ...