Âlemleri kuşatan merhamet sesleniyordu şah damarımdan. Defalarca ihanet ettiğim kapıdan süzülen
ışık, yeni bir başlangıcı vaat ediyordu. Açmak istiyordu kalp gözümü. Ama nefsim öyle kuşatmıştı ki
benliğimi; titremiyor, sarsılmıyor, aldırmıyordum. Ta ki o güne kadar.
Fırtına öncesi sessizliğin kuşattığı adada, dikenli bir tel gibi çıkıyordu içimden pişmanlığa dair ne
varsa. Puslu gözlerimde Ammar'ın odaya girişi vardı, bir de "Mollaya bir şey oluyor!'' diyen
haykırışları ...