Trenin sevimli tıkırtılarını dinleyerek başını cama yaslamış, düşünüyordu Ateş. Şimdi yanında
çocukluk anılarından çıkıp gelen; sıcacık elleri, zeytin gibi parlayan gözleri, parlak esmer teni,
kıvırcık kısa saçları, sürekli gülümseyen ağzıyla Evcen, aklında bütün bir yaz görmediği; buz
mavisi gözleri gibi hep mesafeli, fazla konuşmaz, hiçbir zaman kendini anlatmaz, öperse kaçmaz,
elini tutarsa uzaklaşmaz ama asla kendiliğinden sokulmaz Firuze vardı.
Kız arkadaşlarından k ...