Belki otağda oturmuş, Kevser suyuyla yıkanmış, saçını taramış, o yumuşak, sarı lepiska saçın omuzlarına düşmüş, her türlü kokuyla yıkanmış, melek ve meleklerin başı Rıdvan ile konuşuyorsun. Belki de tuba ağacının altında akan bal ile süt nehrinin kenarındasın. Sana ulaşmam imkânsız olur. O zaman İsrafil’in üfleyeceği, Sur düdüğünü beklerim. O zaman ölüler dirilir ve bende sana kavuşurum. Ama mutlaka kavuşacağım… Dilşa, gülümseyerek yatağa girdi. Ben ise, ruhsuz, içine kapanmış, sıkıntıdan patlay ...