Arevik dışarı çıkmıyor, oturduğu pencerenin önünden Kalesan Deresi etrafındaki söğüt ağaçlarının rüzgara tutulan yapraklarının gümüşi ışıltılarını izliyordu.
Odasının üç yöne bakan pencereleri, onun için dünyaya seyahat oluyor, güneş doğudan vurunca bir süre uzaklara huzursuz tepelere bakıyor, sonra akşam güneşine kadar Kalesan tarafına geçiyordu. Mamokan tarafına açılan pencereden bakmak ise, onun nefretini kaldırıyordu. Kaçamak göz atıp ayrılırken yüzündeki huzursuzluk hemen görülüyordu ...