1998’in yağmurlu bir haziran gününde, tam on dört senedir çocuk hasreti çeken bir ailenin ilk ve özlenen çocuğu olarak dünyaya gelmişim. Bu büyük özlemle “Murat” vermişler adımı. Hatırladığım kadarıyla tabiatın, beşeriyetin ahengini arayan, yaşıtlarından farklı ilgi alanları olan bir çocuktum. İlkokula başladığımda yazmaktan nefret eder, okumayı daha çok tercih ederdim. Sonra büyümeye, hayatın şifrelerini çözmeye başladım. İlk şiirimi ortaokulda yazdım. O günden beri de kimseye açamadığım sırlar ...