Anayasacılık bir ideal olarak kutsallaştırılıyor. Fildişi kulelere yerleştiriliyor. Ancak öyle olmak zorunda değil. Hatta öyle olmamalı! Anayasacılık hayatın içindedir; barındırdığı eşitlik, adalet ve özgür irade gibi prensipleri ile her an hayatımıza dokunur. Zaten eğer yaşayan bir olgu olarak anayasacılık bir toplumu terk etmişse bunun eksikliğini yalnızca akademisyenler, bürokratlar, siyasiler değil bütünüyle tüm toplum olarak hissederiz, hissetmekteyiz! Bir gün, halka özgür iradesi ile katıl ...