Serçe, dedim. Serçe, şimdi bizi, bu mevkiden başka bir mevkiye, en kısa zamanda, en bizimle birlikte, enlere sığan kollarınla nasıl götürebilirsin? Yapamazmış. Anam böyle yerde uzanırken nasıl kaçabilirim seninle uzak diyarlara, dedi. Dedim kaçmıyoruz. Hâlâ buradayız ama bir nebze ayrılıyoruz içimize işlediğimiz şu korkudan. Olmaz, dedi. Hep böyle inatçıdır. Ona, bırak artık şu inadı, bizim ellerimizde kan var, bizi bulurlar, dedim. Niçin aranıyoruz, niçin ellerimizi uzatmıyoruz onların ellerine ...