Uzay istasyonunun o kocaman camları arasından dünyaya hem acıyarak hem de pişmanlıkla bakıyordu. İnsanlık yıllar önce bıraktığı noktaya tekrar adım adım varıyordu. Karanlık yeryüzünün çatlaklarından sinmiş, güce tapanların kibri yüce dağları aşmıştı. Artık dönüşü yoktu, dünya bin yıllar sonra yine aynı elim hastalığa yakalanmıştı. Adı insan olan bu maraz güçle beslenmiş, kibirle bilenmiş, hırsın çığırtkanlığı ile dört bir yana yayılmıştı. Dünya başına gelecekleri biliyordu, bu ne ilk ne de sondu ...