Tulan’ın surları üzerinde o efsanevi fırtınayı bir kez olsun görebilecek olmanın heyecanı ile bekliyordu. Bir şey
nasıl hem bu kadar büyüleyici hem de bu kadar yıkıcı olabilirdi? Nasıl hem hatırlatıp tüm o ihtişamlı geçmişi hem
de unutmak için yalvartabilirdi gören gözlere? İnsanlık kendine rağmen uyanıyordu, artık umutlar dillenmişti.
Aydın zihinler kaybettiği insanlığı aramak için, tüm yıkılan medeniyetlere hak ettiğini vermek için, Altın Çağ’ı
getirmek istiyordu.
...