Materyalist bilim ve felsefeden gelen düşünceler, insan maneviyatında derin yaralar açıyor. İlahi aşka çok muhtaç insan kalbini yaralıyor, yalnızlaştırıyor.
Kâinat, tesadüfen mi var oldu? Kendi kendine mi oluştu? Tabiat kanunları mı var etti? Yoksa limitli algılarımızla bilinmezliğe mi mahkumuz? Buna benzer her şeyi anlamsızlığa mahkum eden cevapsız sorular, insanı çaresiz kılıyor. Asrın hastalığı, kalbin bu marazıdır. Doyumsuzluklar, aşırılıklar, taşkınlıklar, mutsuzluklar, var oluşu ...