“Aşk nedir bilir misin, ey yolcu?”
Yolcu günlerdir kaldırmadığı başını kaldırıp baktı. Söylediklerini alt daldaki
güvercinler duyamadı.
“Ben Çavuşların Osman.” diyebildi. Olduğu yere yığıldı kaldı. Oysa söylediği
bu cümle onun tutunabildiği tek daldı.
Çavuşların Osman. Daha dünkü çocuk. Nerden bilecek bilmem kaç bin yıllık
maziyi.
Gitti.
Çavuşların Osman, bir koca babayiğitti.
Ardına bakmadan, eridi gitti.
Belki de yasak meyveye dokunmak aşka ilk ihanetti.