“Ayrıştırılan, ötekileştiren, devasa eşitsizlikler, toplumun duyarlı damarlarını kökünden çıkarıp bir yerlere fırlatıvermişti. Toplumun edep yerleri ortadaydı, hakaretlerde sınır yoktu. Vuruşmalardaki yiğitlik artık masal olmuştu, bel altından vurabilmek maharet sayılıyordu. Her gün ekonominin dişleri arasında ezilen insanlar, hiçbir şeyi anlamlandıramıyordu. Küçükler büyüklere yol verir saygı duyardı. Oysa şimdi saygı denen o menem şey yalnızca parası olana gösteriliyordu. Yüz yıllarca toplumun ...