“Çok yaşlıydı. Ya da o yaşımda bana öyle gelmişti. Yüzü, elleri, kolları buruş buruştu. Kenarları altın sarısı güzel bir koltukta ipekler içinde oturuyordu. Sağ elini ince bir değneğin baş kısmı üzerinde serbest bırakmıştı. Her parmağında yüzükler vardı. Önündeki mermer seh- panın üzerindeki ayaklı pirinç saat vuruşuyla bilmem ki neyi haber veriyordu. Abdullah Kâhya koltuğun sağ yanında dimdik duruşuyla sessiz bekliyor, her ikisi de gözleriyle beni dikkatle inceliyordu. Münevver Hanım Sefire old ...